Multi MSN Çoklu Windows Live Messenger
Yazan: admin 30 Kasım 2009 Pazartesi
Kategori: Msn Messenger
MessengerDiscovery Live 2.1.78
Yazan: admin 30 Kasım 2009 Pazartesi
Kategori: Msn Messenger
|
MessengerDiscovery Live, Windows Live Messenger ve Windows Live Messenger 9 ile uyumlu bir eklenti yazılımıdır. Bu yazılım ile WLM’a kendinde bulunmayan birçok yeni özelliği ekleyebilirsiniz.
En Temel Özellikleri |
|
| Önemli Notlar: Mutlaka MsXLab Messenger Discovery Live Resimli Kullanım Kılavuzunu inceleyiniz. Program bazı antivirüs programları tarafından VİRÜS zannedilebilmektedir fakat herhangi bir tehlike içermemektedir |
Boyut: 1.64 mb
Messenger Plus! Live 4.83.372
Yazan: admin 30 Kasım 2009 Pazartesi
Kategori: Msn Messenger
|
Messenger Plus! Live, Windows Live Messenger(8.0, 8.5, 9.0) için geliştirilmiş, gelişmiş özellikler içeren harika bir ücretsiz eklentidir. Kurulduktan sonra özelleştirebilirsiniz, kurduğunuz bu msn plus eklentisi ana pencerede resminizin hemen sağında düğme olarak yer alır. ‘dan da hatırlayabileceğimiz bu eklenti ile neler yapabilirsiniz:
MultiMSN (Çoklu Messenger) özelliğini aktifleştirerek birden fazla hesabı aynı anda kullanabilirsiniz. Otomatik onaylama özelliği ile ekleme veya dosya transferlerini otomatikleştirebilirsiniz. Listenizdeki kişilere özel uyarı oluşturarak onların her durum değişikliğinin bildirilmesini sağlayabilirsiniz Sohbet pencerelerinizine yetişemediğinizden şikayet ediyorsanız artık pencerelerden kurtulabilir, her konuşma penceresi için tek bir pencerede tab şeklinde kolay gezinti sağlayabilirsiniz Otomatik mesaj özelliğini kullanarak bazı kısayollara metinler tanımlayabilir, karşı tarafın yazacağı metinlere otomatik cevaplar hazırlayabilirsiniz. MSN’yi kilitleyip gizleyebilir ve patronunuzun farketmemesini sağlayabilirsiniz heh he Messenger Plus! Live ile yapabilecekleriniz bunlarla sınırlı değil. Listenizdeki kişilerin masaüstünde gösterilmesi, yazışmaların kaydedilmesi, olay görüntüleyicisi, adres listesi temizleyicisi, irc komutları kullanabilme, kişisel statü, log araması, otomatik cevaplayabilme, “I’m” tagları ve daha da fazlası.
Eğer hala MSN Messenger 7.5 kullanıyorsanız MSN Messenger Plus! 3.63.148 uygulamasını indirmelisiniz MSN Messenger Plus! |
|
| Önemli Notlar: Kurulumu sırasında “Destek vermek istemiyorum, sponsor programı yükleme” seçeneğini işaretleyin! |
Yüksek Sadakat Kadınım ( Video Klip 2009 )
Yazan: admin 30 Kasım 2009 Pazartesi
Kategori: Video Klip
Yüksek Sadakat Kadınım ( Video Klip 2009 )
Sana dargınım, kırgınım, kızgınım
Haksızlık vefasızlık bu
Bu herşeyi inkar eden duygu
Sana dargınım, kırgınım, kızgınım sana
Haksızlık vefasızlık bu
Bu herşeyi inkar eden duygu
Ve acı yazık
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu ?
Bu deli adamı unuttun mu ?
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi ?
Söyle onları da öptün mü ?
Kadınım
Kadınım
Hiç üzülmedin mi düşünmedin mi halimi
Hiç mi sızlamadı için
Bir tek iz bile yok mu benden
Kadınım söyle sen mutlu oldun mu ?
Bu deli adamı unuttun mu ?
Sevdin mi gerçekten ah seviştin mi ?
Söyle onları da öptün mü ?
Kadınım
Kadınım
Kadınım
Mustafa Ceceli Hastalikta Saglikta 2009 Orjinal Video Klip
Yazan: admin 30 Kasım 2009 Pazartesi
Kategori: Video Klip
Mustafa Ceceli Hastalikta Saglikta 2009 Orjinal Video Klip
Şu hercai hayata bir kere geldik
Yedik içtik doyduk kalktık hesabı birlikte verdik
Sinsi hayat ihtirası bana hiç uğramadı
Dünya malı zenginin olsun sen benim kadınım
Seni hastalığımda sağlığımda da yanımda görmeliyim
Güneşin doğduğunu da battığını da senle izlemeliyim
Yanabilir saltanatlar olsun yeniden yaparız
Bizde bu sevda sürdükçe ölsek de yanyanayız
Türkler Çıldırmış Olmalı: Görev Afrika
Türkler Çıldırmış Olmalı: Görev Afrika
Tür : Komedi
Gösterim Tarihi : 27 Kasım 2009
Yönetmen : Murat Aslan
Senaryo : Murat Aslan
Yapım : 2009, Türkiye
Hollywood filmlerinde pek çok ünlü oyuncuya eşlik etmiş vahşi hayvanlar bu defa bizim oyuncularımızı terletecek.
Oyuncular
Peker Açıkalın (Kuru Kadir) , Önder Açıkbaş (Kirli Şahin) , Durul Bazan (Korsan Ercüment) , Timur Acar (Kadırgalı Sarı Recep) , Erdem Akakçe (Laz Mahmut) , Ruhi Sarı (Mahsun Güler) , Tuğba Ünsal (Tuğçe) , Levent Özdilek (Fahri Bayer) , Oya Aydoğan (Şenay Bayer) , Burhan Öçal (Albay Mehmet Kara) , Zeynep Beşerler (Asena) , Erdal Tosun (Adbul Hasbi Aden) , Kadir Çöpdemir (Şaman) , Metin Belgin (Emekli General)
Hollywood filmlerinde pek çok ünlü oyuncuya eşlik etmiş vahşi hayvanlar bu defa bizim oyuncularımızı terletecek.
Türkiye’nin en zengin işadamının ailesi ile dünya turuna çıkması ve Güney Afrika kıyılarında Somalili korsanlar tarafından kaçırılır. Korsanlar işadamı için Türkiye’den yüklü miktarda fidye istiyorlardır.
Türk Hükümeti de işadamının kurtarılması için askeri bir tim gönderilmesine karar verir. Ancak bir diplomatın önerisi dikkate alınarak uluslararası ilişkilerin hassas dengesi sebebi ile bu iş için resmi bir tim değil de ‘Her Türk asker doğar’ sözünden yola çıkarak illegal bir tim oluşturulur.
Hükümlülerden oluşan ve şartlı tahliye anlaşması yapılan bu timde; Hanutçuluk yapan dolandırıcı Kuru Kadir, elektronik mühendisi ancak korsan CD basmaktan sabıkalı Korsan Ercüment, sokaklarda büyümüş, tek derdi ünlü bir şarkıcı olmak isteyen, düğün şarkıcısı Kirli Şahin, korkak kumarcı Kadırgalı Sarı Recep, kuru sıkı tabancaların namlularını delerek gerçek tabancaya çevirip satmaktan hüküm giyen Laz Mahmut, Başbakan dahil birçok üst düzey bürokratı dolandıran Mahsun Güler ve uluslararası birçok terör operasyonunu başarı ile yönetmiş ancak bir sebeple hapishaneye düşmüş Albay Mehmet Kara vardır.
Bir hafta gibi kısa bir sürede operasyon için bu ekibi eğitmek, timin liderleri Albay Mehmet Kara ve onun güzelliği kadar sertliği ve disiplini ile de tanınan kızı, yüzbaşı Asena’ya düşer.
Eğitimden sonra Somali’ye bırakılan ekip Somalili korsanlar ve Afrikalı yerliler ile mücadele ederler. Aslında bir yolunu bulup Afrika’dan kaçmayı düşünen ekip, Fahri Bey ve ailesi için istenen iki yüz milyon dolarlık fidyeyi duyunca fikir değiştirir. Artık tek bir amaçları vardır; Türkiye’nin en zengin işadamı ve ailesini kurtarıp yüklüce bahşiş almak… Afrika yerli kabilesinin şamanı eski uzman çavuş da onlara bu maceralarında yardımcı olacaktır.
Bu arada Somalili korsanların lideri Adbul Hasbi Aden’de, Türk işadamı Fahri Bayer’in ve eşi Şenay Bayer’in kızları Tuğçe’ye aşık olur.

Okan Bayülgen Röportaj
‘Disco Kralı’, ‘Medya Kralı’ ve ‘Muhabbet Kralı’ programlarının ’sivri dilli ve zeki’ yüzü Okan Bayülgen, “Ekranda gördüğüm Okan’ı genel olarak seviyorum, bazen de gülüyorum. Önümüzdeki yıl için haftada beş gün program hayalleri kuruyorum” dedi. Bayülgen Esquire dergisinin sorularını yanıtladı.
Çocuğunuzun olması, biraz daha sakin bir insan olmanızı sağlamadı mı? Yoksa endişeleriniz var mı?
O konuda mantıklı davranabiliyorum. Bu anlamda, annesinin sözünden çıkmıyorum. Ben onu ne karnımda taşıdım ne de hormonal etkilerini hissettim. Bir baba olarak olayı, kendime düşen rol çerçevesinde izlemekle yükümlüyüm. Çünkü çocuk, evde çok net bir rol dağılımı yapılmasına neden oluyor ve o rol dağılımına uymak zorundayım. Devamını oku
Kriz geçirten sahne
Uğur Yücel’in yönettiği ve başrolünü oynadığı ‘Ejder Kapanı’ 22 Ocak’ta vizyona girecek.
Filmin fragmanı sinemalarda gösterimde. Polisiye filmde, Kenan İmirzalıoğlu ve Berrak Tüzünataç’ın bir sevişme sahnesi var. Çekimler sırasında Tüzünataç’ın bu sahnenin çok sert olması yüzünden sinir krizi geçirdiği ortaya çıkmıştı.
Sete alkollü bir şekilde giden Berrak’ın, sevişme sahneleri çekildikten sonra Ankara’da başka bir filmin çekimlerinde bulunan sevgilisi Nejat İşler’i telefonla aradığı söylenmişti. Bir ara setten çıkıp, hüngür hüngür ağlayarak bu sahnelerden pişmanlık duyduğunu haykıran Berrak’ı teselli etmek ise sevgilisi Nejat İşler’e düşmüştü.

İzmir’deki Türklerin ve Kürtlerin hikayesi
Kürt gençlerinin hepsi konvoya saldırı konusu açılınca başını sallayarak şu cümleyi onaylıyor: “Diyarbakır’da taş atan çocuklara yıllarca hapis cezası veriliyor ama İzmir’de bize taş atanlar savunuluyor. Adalet bu mudur?”
Nerede o eski sevgili?
Bu, eski bir sevgiliyle yıllar sonra karşılaşmak gibi. Artık konuşamamak gibi… Bıraktığınızda tazeydi, göğsünü rüzgara açar, içer, güler ve şarkı söylerdi. Tıpkı sizin gibi açtı hayata. Şimdi… Çoluk çocuğa karışmış, çökmüş de biraz. Delikanlılığına ne olmuş onun, karanfilli? Küçülmüş gibi hayatı.
Siz hayatın içindesiniz, değişiyor, çarpışıyor ve büyüyorsunuz. Ama sanki o, eski bedeninin içinde bir yerde kayıp. Tuhaf fikirler üşüşmüş aklına. Belki yalnızlıktan. Ekşimiş de biraz sanki, içi acı. ‘Keşke görmeseydim’ dersin ya, öyle.
Şimdi İzmir için yazılıyor sütunlarda, uzaktan. Herkes biraz eski sevgilisini hatırlıyor. Onun bu yeni halini görmek istemiyor belki kimse, içi ezilmesin diye.
Oysa İzmir, artık bildiğiniz o eski İzmir değil.
Kimileri de ‘Biliyorduk’ diyor, ‘Cumhuriyet şehri sadece faşist olabilirdi’. Özgürlüğü ve ‘efeliği’ kaç kişinin bu şehirde öğrendiğini, öyle büyüdüğünü bilmeden.
Peki ne oldu hakikaten İzmir’e? Delikanlılığını hangi ‘hayat gailesi’ bükmüş, hangi ‘memleket meselesi’ ekşitmiş içini… Anlatırız. ‘Asfalyalarını neler attırmış’ ve bir gün kendini yalnız başına içen bir ihtiyar olarak bulmuş… Nelerden korkup öfkelenmiş korkularına… Kendi efsanesini korumak için nasıl kapatmış kendini… Anlatırız.
Ama hepimiz birer birer gitmedik mi buradan? Bütün ‘İzmir diasporasına’ sözüm. ‘Dilden yanaktan’ nasıl yenir, âşıksan elinde kanyak şişesi Karşıyaka-Alsancak hattı kaç kere geçilir, Pasaport’ta kahve ile nasıl ayılır insan ve esasen ‘kumru’ simit ekmeğinden yapılır… Bunları hepimiz başkalarına anlatmıyor muyuz şimdi? Varoşlar büyürken orada değildik, büyük göçler olurken ve İzmir kendi hayalini korumak için değişen Türkiye’ye, doğru ya da yanlış, ayak direrken biz orada değildik.
Bu yüzden, vaktiyle insanları kim olduklarını sormadan seven şehir, şimdi Kürtlere saldırırken şaşırmamak gerek. Biz orada değilken oldu her şey. Hatta belki İzmirliler bile orada değilken. O yüzden şimdi onlar da şaşırıyorlar şehirlerinde televizyonları izlerken.
Okuyacağınız başka bir İzmir, imbatsız! Bu, birbirinde bilenen iki bıçağın, İzmir’deki Türklerin ve Kürtlerin hikâyesi…
“Sağolsun, İzmir’deki faşistler sayesinde öğrendim Kürt olduğumu!” ‘Amed’li Mehmet, Türkçe Öğretmenliği’nde okuyor ve gülümseyerek anlatıyor:
“Islak mendil fabrikasında çalışıyordum. Usta dedi ki ‘Öldürmek lazım bu Kürtleri’. ‘Ben de Kürdüm’ deyince, ‘Sen ayrı’ dedi. Niye ayrı? Bilmiyor.”
Mehmet’in sözü bitmeden Yerel Yönetimler öğrencisi Gürkan giriyor araya, Dersimli:
“Tek tek konuşunca ikna ediyorsun ama Kürtler deyince… Geçenlerde puşi takmıştım, on yaşında bir çocuk bağırmaya başladı: ‘Düşmaaaan!’ Çocuk nereden bilecek! Anasından babasından öğreniyor muhakkak.”
Mehmet, Gürkan, Bahar, Mustafa, Arafat, Azizhan, Mesut… Hepsi ‘örgütlü’ gençler. DTP’ye yakınlar ve Mezopotamya Kültür Merkezi çevresindeler. Kürt hareketine has bir söylemle konuşuyorlar: Sistem kişiliksizleştirmesi, aşklaştırılmış solculuk, savaşarak güzelleşmiş kadın, kendimleştirilmiş devrimcilik… Ya İzmir’de doğup büyümüşler ya da epeydir buradalar. Ama sorsan… Cudi Dağı kadar Kürt, Amed kadar direnişçiler!
Abluka altında
“Güneydoğu’daki gençlerden bile daha keskin konuşuyorsunuz” diyorum bir ara. Gürkan’ın, boynundaki zülfikar keskin keskin parlarken sesi yükseliyor:
“Ailem CHP’li benim. Hatta Onur Öymen’e severek bakıyor olabilir hala. Ama ben buraya geldikten sonra Kürtlere yapılan baskıyı anladım. Ben yarı-aydınım. Vicdanlı olmak zorundayım. Vicdan muhasebesi yaptım ve borçlu çıktım. Ceylan Önkol’a borcum var benim. O borcu ödemedikten sonra okumuşum, okumamışım… Benim mücadele etmem lazım!”
Ne ile? Başlarına gelenleri anlatıyorlar:
“Alternatif Bahar Şenliği yapmıştık. Geleneksel kıyafetli bir sunucumuz vardı. Dışardaki esnaf bir şey uydurmuş, güya biz Türk bayrağını yırtmışız. Kapıya Atatürkçü Düşünce Derneği, Kuvayı Milliye Derneği, sopalı esnaf toplandı. Ne içerde kalabiliyoruz ne dışarı çıkabiliyoruz. Bir kere de derste bir kız kalkıp dedi ki ‘Kürtleri öldürelim, bitsin bu iş!’ Ben de dedim ki ‘Benden başla o zaman’!”
Alsancak’ta aşk
Hepsi İzmir’in Kürt gettosu sayılan mahallelerinden geliyor. Kadifekale, Buca, Menemen, Yamanlar, Kemalpaşa, Limontepe… Geliyor ve sonra Alsancak’ta mesela, o meşhur İzmir kızlarından birini mesela, seviyorlar. Ne oluyor? İçlerinden biri anlatıyor:
“Başlangıçta Kürtçe konuşabiliyordum yanında. Hatta Ahmet Kaya bile dinlemeye başlamıştı! Ama sonra medyadaki bu milliyetçi kışkırtmalar filan… Bir akşam ‘Şev baş’ (İyi akşamlar) diye mesaj attım. İlişkimiz bitti.”
Ama öfkeleri bunlardan kaynaklanmıyor. Konvoya saldırı konusu açılınca hepsinin başını sallayarak onayladığı şu cümle söyleniyor:
“Diyarbakır’da taş atan çocuklara yıllarca hapis cezası veriliyor ama İzmir’de bize taş atanlar savunuluyor. Adalet bu mudur?”
Gürkan kesiyor sözü:
“Belediye, Buca’da bir kayalığa dev bir Atatürk maskı yaptı. 4 trilyon! O Atatürk Kadifekale’ye bakıyor. Atatürk’ün baktığı yerdeki insanlar yoksulluktan kırılıyor. Atatürk, buna bakıyor yani! Bizim gibilere.”
Bahar devam diyor:
“Başbakan Davos’ta ‘one minute’ diyor ama Ceylan için bir şey demiyor. Neden?”
Direniş! Daha fazla direniş!
Türlü adaletsizlik var hayatlarında. Bazısı Kürtlükten, bazısı değil. Öfkeleri o kadar büyük ki dediklerine bakılırsa aileleri bile onlara ‘terörist’ diyor bazen. Oysa onlar ayakta kalmak için öfkeleniyor ve yeniden keşfettikleri kimliklerine tutunuyor. İzmir’in ortasında bir Kreuzberg kuruluyor! Bazıları, isimlerini bir dua gibi söyledikleri o uzak Kürt illerini hiç görmemiş. Mustafa bir fırında çalışıyor. “Hep Amed diyorsun” diyorum, “Ne geliyor gözünün önüne Diyarbakır deyince?”
“Direniş” diyor, “O surları bin yıldır kimse ele geçiremedi.”
Konuşurken sanki onun surları oluyor Amed’in surları. İzmir’in ortasında etrafını surlarla çevirebiliyor böylece, ‘düşmana karşı’! Gözleri parlıyor. Sanki Filistinli bir çocuk hiç gitmediği Filistin’den bahsediyor. Bunlar işte, İzmir’de oluyor. İzmir’deki binlerce Kürt çocukta bunlar oluyor.
Biz İzmirli Kürtleriz! İzmir’i vermeyiz!
“Eski solcu, can ciğer arkadaşlarımızla artık konuşamıyoruz bile. Kürt meselesini çözmek özgürlükçü solun göreviydi. Bak şimdi nerelere geldik! İstanbul belediye başkanıyken Kürtlere vize uygulamasından söz eden bir Başbakan yürütüyor meseleyi. İzmir ise… Eskisi gibi değil işte.”
Mukaddes Kubilay İzmir DTP İl Başkanı. TKP ve İlerici Kadınlar Derneği geleneğinden geliyor. Eski İzmirli. Dertli. Çünkü artık İzmirlileri tanıyamadığı zamanlar oluyor onun da:
“Hep aydın insanların oturduğu bir sitede oturuyordum. Çok samimiydik herkesle. Ne zaman ki DTP’den aday oldum, kapılar kapandı. Dediler ki ‘Mukaddes hanım iyi kadındı ama keşke Kürtçü olmasaydı’. İzmir’de çok az insanın bu konuların açılmasına tahammülü var.”
Peki neden? Ne oldu?
“İzmir’de ciddi bir politik gerileme var. 12 Eylül darbesiyle ilgili bu.”
Konuşmaya çalışıyorlar mı onlarla? Yine de?
“Kime anlatacağım!”
Bu soruyla araya giren, doğma büyüme İzmirli ve Kürtlüğünü sonradan öğrendiğini söyleyen İl Başkan Yardımcısı Canan Uçar. Devam ediyor:
“Eski Dev-Yol yöneticisi, yakın dostumuz bir kadın. Şiwan’ın kasetlerini hapis tehlikesine rağmen getirmiş bize vaktiyle. Şimdi CHP’li oldu ve ne zaman Kürt desen ‘Ülkem bölünecek. Emperyalizmin oyunu’ diyor. Bize o öğretmiş gençken ‘ulusların kendi kaderini tayin hakkını’. Ben ona ne anlatayım!”
İzmir ve çevresinde yaşanan gerilime örnekleri çok. Buduncular grubunun Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde imza topladıkları ‘Dünya Türk Olsun’ kampanyasını anlatıyorlar, Denizli Çivil’de Doğubeyazıtlı bir ailenin 20 gün tecrit edilip ekmek bile verilmediğini, Cunda’da bir ailenin göç etmek zorunda kaldığını, Kemalpaşa Bağyurdu’nda yaşananları…
“Hem de” diyorlar “Bu aileler DTP’li değil, AKP’li ya da CHP’liydi.”
İl Meclisi’nden Derya Kandemir ise İzmir’in üzerindeki örtüden söz ediyor: “Eğer çağdaş, Kemalist, modern bir hayatınız varsa elbette burası rahat bir yer. Ama farklıysanız…”
Mukaddes hanım en eski İzmirli ve eski bir solcu olarak yumuşatıyor sözü: “Ama yine İzmirliler bağırdı ‘Hepimiz Kürdüz’ diye saldırının bir gün sonrasında. Milliyetçilik yükselmedi aslında. Sadece cesaretlendirildiler.”
Peki üçü de uzun yıllardır ‘İzmirli’. Kendilerini ne olarak tarif ediyorlar?
“İzmirli Kürt” diyor Canan Uçar, “İzmir’i kimseye vermem!” Gülüyor, tıpkı bir İzmirli kadın gibi…
Forum sitelerinde okuduğum bir pasaj geliyor aklıma: “Konvoya saldırı olmuş İzmir’de. İzmirliler becerememiş. Trabzon’a gelseler biz işi tamamına erdirirdik!”
Acaba İzmir ne kadar sertleşti? Ya da en sert İzmir mi hakikaten? Yoksa siyasi iktidarın fethetmek istediği İzmir ‘kalesi’, AKP’ye olan öfkesini Kürtlere mi yöneltiyor? İzmir’de Kürt olmak böyle. Ya İzmir’de ‘Türk’ olmak? Birbirinde bilenen iki bıçaktan diğerinin derdi ne?
DOMUZ GRİBİNDEN ÖLÜM
Ölenlerin sayısı 195′e yükseldi
Son üç günde 34 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle Türkiye’de domuz gribi nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 195′e yükseldi. 94 kişinin yoğun bakımda olduğu açıklandı. Ayrıntılar geliyor…


Çoklu oturum açma (messenger’ın birden fazla başlatılmasını sağlar).
