Facebook’ta Çılgın Türkler, Türk Bayrağı İle Rekora Koşuyor

Yazan: admin 16 Ocak 2010 Cumartesi  
Kategori: Haber

Türkler Facebook’a adını yazdırıyor. Türk Bayrağı sayfasıyla Dünya’da 94. sıraya yükseldik.

 

Türkler, Facebook’ta her geçen gün yaygınlaşırken bayraklarına da sahip çıkmayı ihmal etmiyor. Dünyanın önde gelen sitelerinden Facebook’ta “Türk Bayrağı” isimli sayfa 2.379.000 hayranla Türk sayfaları arasında 1. sıraya yükselerek Türklerin en büyük sayfası ünvanını alırken facebookta ki en büyük sayfalar arasında da ilk 100 e girmeyi başardı ve 94. sıraya yükseldi. Türk Bayrağı Sevdalıları facebookun da zirvesine Türk Bayrağını dikmeye kararlılar.

Sayfada yayınlanan video ve resimler yerli ve yabancı üyeler tarafından takip edilip büyük beğeni toplamakta. Facebook üzerinde videolara ya da fotoğraflara yapılan her değerlendirme aynı zamanda yapan kişinin tüm arkadaş listesine de ulaşıyor. Böylelikle yeni hayranlara da ulaşılıyor. Türk Bayrağı hayran sayfasının şuan ki hayran sayısı 2.379.000 ve her geçen gün on binlerce kişi sayfaya katılıyor. Facebook’ta tahminen 20 milyon Türk kullanıcı olduğu belirtiliyor ve tüm Türk kullanıcılara ulaşılması bekleniyor.

Türk Bayrağı hayran sayfasında ayrıca Türkiyemizin il il fotoğraf albümleri yayınlanarak illerimizin tanıtımı yapılmaktadır.

http://www.facebook.com/turkbayragimiz

Savcılar yeniden Seferberlik Tetkik Kurulunda

Yazan: admin 27 Aralık 2009 Pazar  
Kategori: Haber

Savcılar yeniden Seferberlik Tetkik Kurulu’nda
Savcılar, Arınç’a suikast iddialarıyla ilgili yeniden arama yapıyor
 Ankara’daki Özel Harp Dairesi’ne bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı’nda dün gece yapılan aramanın ardından bugün yeni bir arama daha yapıldığı bildirildi.

Kirazlıdere’deki askeri birlik içinde bulunan Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı’nda savcıların arama yaptığı belirtiliyor.
Dün arama yapan savcıların ulaşamadıkları bazı yerleri mühürledikleri belirtilmişti. Aramaların bu bölgelerde yapıldığı belirtiliyor.

Haberin videosu

DAĞLICA BASKINI DAVASI

Yazan: admin 25 Aralık 2009 Cuma  
Kategori: Haber

ER RAMAZAN YÜCE’YE 2 YIL 6 AY HAPİS DİĞER 7 ASKERİN ALDIĞI CEZA ERTELENDİ

Terör örgütü PKK üyelerinin, Hakkari’nin Yüksekova ilçesi Dağlıca bölgesindeki askeri birliğe saldırısı sırasında irtibat kesilen ve birliklerine dahil olduktan sonra Van Askeri Mahkemesince haklarında dava açılan 8 askerin yargılandığı davada karar çıktı.

Van Askeri Mahkemesi, erlerden Ramazan Yüce’ye ”alenen askerleri itaatsizliğe teşvik” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası, diğer sanıklardan Uzman Çavuş Halis Çağan’a ise ”göreve itaatsizlik suçundan” 1 yıl 8 ay hapis cezası verdi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Erler Fuat Başoda, İlhami Demir, İrfan Beyaz, Mehmet Şenkul, Fatih Atakul ve Özhan Şabanoğlu’nun da ”görevi ihmal” suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildi.

İstanbul’da lodos

Yazan: admin 25 Aralık 2009 Cuma  
Kategori: Haber

İstanbul’da şiddetli lodos nedeniyle, deniz otobüsü seferleri ve şehiriçi hatları vapuru seferleri iptal edildi.

Marmara’da lodos Çanakkale’de de deniz ulaşımını etkiledi. Lapseki’den 18.00′de Gelibolu’ya yapılması gereken araba vapuru seferi durduruldu.

Çanakkale ile adalar hattındaki deniz ulaşımını sağlayan GESTAŞ A.Ş yetkilileri, etkili rüzgar nedeniyle Lapseki-Gelibolu hattındaki seferin iptal edildiğini belirterek, rüzgarın durumuna göre ilerleyen saatlerde seferin yapılabileceğini belirtti.

Yetkililer, Çanakkale Boğazı’ndaki deniz ulaşımının şu an için sadece Çanakkale-Eceabat araba vapuru seferleriyle sağlandığını kaydetti.

“Bazı suallere cevap veremedik”

Yazan: admin 25 Aralık 2009 Cuma  
Kategori: Haber

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Ankara’da 19 Aralıkta iki askeri personelin şüphe üzerine yakalanıp daha sonra serbest bırakılmasıyla ilgili olarak, daha önce yaptıkları açıklamada kendilerine gelen resmi bilgilerden kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştıklarını belirterek, ”Belki bazı suallere cevap verememiş olabiliriz. Netice olarak bugün itibarıyla buna ilave edeceğimiz başka herhangi bir şey yok. Yeri geldiği zaman belki tamamlayıcı bilgiler verme durumumuz olabilir” dedi. Devamını oku

“Ben okul diyorum, Başbakan cami”

Yazan: admin 20 Aralık 2009 Pazar  
Kategori: Haber

RUM Ortodoks Patriği Bartholomeos, Başbakan Erdoğan’la arasında geçen çarpıcı diyaloğu ilk kez HABERTÜRK’e açıkladı.

19.12.2009
 Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, sürekli olarak Türkiye’nin önüne
engel olarak çıkartılan Ruhban Okulu ile ilgili HABERTÜRK’e çarpıcı
açıklamalarda bulundu. Konuyu ilettikleri Başbakan Erdoğan’ın, Atina’da cami olmadığını söylediğini aktaran Bartholomeos, “Atina’da 1-2 veya daha fazla caminin olmasını ben de istiyorum. Fakat mesul ben değilim” dedi. İşte, Patrik Bartholomeos’un ilginç açıklamaları…

RÖPORTAJ: AHT Genel Müdürü Ramazan KURNAZ /
AHT Muhabiri Sultan UÇAR

Ben okul diyorum, Başbakan cami

RUM Ortodoks Patriği Bartholomeos, yılan hikâyesine dönen Ruhban Okulu meselesinde, Başbakan Erdoğan’la arasında geçen çarpıcı diyaloğu ilk kez
HABERTÜRK’e açıkladı. Ajans HABERTÜRK Genel Müdürü Ramazan Kurnaz ile Ajans HABERTÜRK muhabiri Sultan Uçar’a konuşan Patrik Bartholomeos, “Ruhban Okulu konusunu, İstanbul’da ve Ankara’da, Başbakanımıza defalarca yazılı ve sözlü olarak aktardım. İsteklerimizi arz ettim. Başbakanımız diyor ki; ‘Peki ama Atina’da cami yok’ Atina’da 1-2 veya daha fazla caminin olmasını ben de istiyorum, gayet makul görüyorum. Fakat mesul ben değilim. Oradaki hataları veya eksikleri niye biz ödeyelim? Zaten Kıbrıs faturasını bizim cemaatimiz ödedi. Cemaatimiz eğer bu kadar az kaldıysa, Türk-Yunan-Kıbrıs ilişkilerindeki hatalarda, faturaların bizim cemaatimize ödettirilmesindendir” dedi.

‘HAKLARIMIZI İSTİYORUZ’
“Bu toplumun bir parçasıyız” diyen Patrik Bartholomeos, şöyle konuştu: “Fatura bize çıktı. Şimdi niye cami yok? Batı Trakya’damüftüler seçilmiyor.
Bizimgünahımız, kabahatimız ne? Biz Türk vatandaşıyız, vatandaş olarak da
haklarımızı istiyoruz. Vergi ödüyoruz, askerlik yapıyoruz, oy veriyoruz. Ben 2
sene yedek subay olarak askerlik yaptım.” Ruhban okulunun 38 yıldır
açılamamasından üzüntü duyduklarını vurgulayan Patrik, “O yüzden hayal
kırıklığına uğruyoruz. O kadar zormu? Konuşuluyor, söyleniyor ama bize
danışan yok. Bizimle konuşan yok” dedi. Hükümetin 2 çözümönerisi olduğu ve
bunu Patrikhane’nin reddettiğine ilişkin bir haberi hatırlatan Bartholomeos,
“Fakat bizim haberimiz yok. Bu çözümleri bize kimsöyledi de biz reddettik?” diye tepkisini dile getirdi.

‘BAKANLIĞA BAĞLANIRIZ’
Patrikhanenin Ruhban Okulu’nun devlet denetimi altında açılmasını istemediği yönündeki iddialara “Büyük bir yalan” diye karşı çıkan Patrik
Bartholomeos, “Ruhban Okulu, açıkken de her zamanMilli EğitimBakanlığı’nın
denetiminde hizmet verdi. Devlet denetiminden kaçmıyoruz. Niye kaçalım? Gizli bir şey yok ki. Ve temennimiz yine Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetiminde açılsın. Bakanlığa bağlanmak istemediğimizi kim söyledi? Yalan! Yarın evrak gelsin, biz hemen Milli Eğitim’e bağlanırız” dedi. Milli EğitimBakanı Nimet
Çubukçu’nun “Ruhban Okulu’nun açılması için hukuki bir sorun yok” açıklamasını hatırlatan Bartholomeos, “Tabii Türkiye’nin talepleri yerine
getirilirse. Yani hemen devreye mütekabilliyet (karşılık) giriyor. Türkiye’deki Rumlar 3-4 bin, Batı Trakya’daki Türkler 130-150 bin, nüfus açısından da hangi mukayese?” diye sordu.

‘YAZIK, GÜNAH VE AYIPTIR’
Amaçlarının din adamı yetiştirmek olduğunu kaydeden Bartholomeos, şöyle
devametti: “38 senedir din adamı hazırlayamıyoruz. İstanbul’da ve yurtdışında Patrikhaneye bağlı Ortodoks cemaatına hizmet vermek için çeşitli ülkelerde din adamlarını kim tedarik edecek? Biz hazırlamalı ve göndermeliyiz. Çünkü onlar bize bağlı. Ve oradaki metropolitler, yani yüksek rütbeli din adamları, Patrikhanemizin Sen Sinod Meclisi tarafından seçilip atanıyor. Yani mesuliyetimiz, büyük fakat imkanlarımız dar. Patrikhanemiz, Ortodoks aleminde hiyerarşi açısından birinci makamdır. 15-16 kilise var. En küçük yerel Ortodoks kilisenin en azından ihtiyaçlarını karşılamak için bir ruhban okulu vardır. Böyle bir imkanı olmayan tek kilise Ortodoks aleminin birinci makamı. Yazık, günah ve ayıptır.”

AİHM’ye gideriz
BARTHOLOMEOS, Ruhban Okulu meselesinin, yeni yılın başında çözülmemesi halinde önce iç hukuk yollarına, daha sonra da AİHM’e gideceklerini vurgulayarak, şunları söyledi: “Bu mesele devamlı askıda kalırsa eninde sonunda AİHM’e başvurmak zorunda kalacağız. Ancak bunun için yeni
seneyi bekleyeceğiz. Biz okulun kapatılmasının sebepsiz ve haksız olduğunu düşünüyoruz. Devlet tarafından üniversite seviyesinde sayılan bir okul değildi. Onun içindir ki, gerek Hüseyin Çelik, gerekse Nimet Çubukçu okulun tekrar açılması için hukuki bir engel yok diyor. Yok tabi, çünkü kapatılmaması için de bir hukuki engel yoktu. Biz 1971’de olduğu gibi eski koşullarda açılmasını
istiyoruz” dedi .

Açılımlar umutlandırdı ama…

HÜKÜMETİN açılımlarını görünce çok umutlandıklarını belirten Bartholomeos şunları söyledi: “Fakat olmuyor, olmuyor, olmuyor. Keşke ne zaman sorunun çözüleceğini bilseydim. Vakit geçiyor. Çözüm çok yakın gibi intiba verildi, fakat doğru çıkmadı. Ben her zaman ümit etmek istiyorum. Fakat daha fazla bekleyemeyiz. Sen Sinod Meclisi’nde 75-80 yaşında metropolitler var. Avrupa’daki metropolitlerimizin hepsi de 70’in üzerinde. İtalya Metropoliti benim Ruhban Okulu’ndan sınıf arkadaşım. Belçika, İsveç, İsviçre, Almanya metropolitlerimiz okuldan benim dostlarım. Fakat biz Ruhban Okulu’nun son nesliyiz. Bu nesil tükenmek üzere. Şimdi kimi tayin edeceğiz?

ABD’YE GEREK YOK
Bartholomeos, ABD Başkan Obama ile de bu meseleyi görüştüğünü, ama ABD’nin ya da başka ülkelerin ricasına gerek kalmaksızın Türkiye bu meseleyi çözmelidir dedi.

ÖZAL’I HATIRLATIYOR
Başbakan Erdoğan’ı ‘iyi niyetli’ olarak tanımlayan ve kendisinin de takdir ettiği
tavırlarının Özal’ı anımsattığını söyleyen Patrik, şöyle konuştu: “Türkiye’nin ufuklarını açmak, yeni şeyler yapmak istiyor. Cesurca davranıyor. Ermenistan ile diplomatik ilişkiler kurmak istiyor. Kürt toplumuna, Alevilere karşı açılım çok olumlu. Türkiye’nin iyiliği için inşallah başarılı olur.” Başbakan Erdoğan’la en
son Adalar’da birlikte olduklarını anlatan Bartholomeos, bu görüşme hakkında şunları söyledi: “Birlikte yetimhaneye çıktık. Harap durumunu gördü.
Bundan memnun kalmadığını düşünüyorum. Aya Yorgi Manastırı’nı ziyaret ettik. Kendisine Manastırın tasvirini takdim ettim. Karşılıklı tespihlerimizi birbirimize verdik. Güzel bir atmosferdi.”

‘Bizim için elzem olan, lise değil fakülte’
RUHBAN Okulunun, lise ve 4 yıllık ilahiyat bölümü olarak iki kısma ayrıldığını belirten Bartholomeos “Patrikhane 3 yıllık lise kısmını birkaç yıldır kapatmak istiyor. Çünkü İstanbul’da 3 Rum Lisesi var, öğrenci yok. Bu liseler fazla bile.
Fakat bakanlık bunu kabul etmedi. Halbuki bize elzem olan fakülte, ilahiyat kısmı. Onu da devlet kapattı. Bizim kapatmak istediğimiz kısmını devlet kapatmıyor, açmak istediğimizi açmıyor” dedi

BİR AZINLIK MESLEK OKULU
Heybeliada Ruhban Okulu, 1 Ekim 1844’de kuruldu. Doğu Ortodoks Kilisesi’nin ana teoloji okulu olarak açıldı. Teoloji Bölümü, Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun bazı maddelerinin 12 Ocak 1971’de iptal edilmesiyle birlikte, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nce 9 Temmuz 1971’de kapatıldı. Okul,
Bartholomeus dahil çok önemli din adamları yetiştirdi.

120 bin Rum vardı şimdi 3 bin kişi kaldı
RUM cemaatinin Yunanistan’a dönmesini de değerlendiren Patrik, “Bu göç, memleketimize, bize ve Rum cemaatine çok kötü oldu. İstanbul’dan göç eden
Rumlar, iş sahibi olup yeni hayatlarını kurdu. 120 bin Rum vardı, şimdi 3 bin kişi kaldı. ‘Kendileri gitti’ diyorlar. Kim durup dururken başka yerde sıfırdan başlamak ister. 6-7 Eylül olayları, Varlık Vergisi, Aşkale Sürgünleri ve Kıbrıs yüzünden, Türk-Yunan çatışmalarının kurbanı cemaatımız oldu.”

Azınlık vakıflarının yurtdışından bağış kabul edebilmesinin önünün açılmasını
memnuniyetle karşıladıklarını bildiren Bartholomeos, “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, azınlık vakıflarını gelişigüzelmazbut ilan etti. Bu vakıflar iade edilmiyor. Rum cemaatının, 24 mazbut vakfı var. Devlet diyor ki; ‘Bundan
sonra mazbut olmayacak.’ Demokratik bir hukuk devletinde böyle şey olmamalıdır. AİHM’e başvuruyoruz. Yetimhaneyi ve Fener Rum Lisesi’ni AİHM’den kazandık. Ağustos sonunda iade edilmesini istediğimiz bazı
gayrimenkuller için dilekçe verdik. Onlar araştırılıyor. Bekliyoruz. En azından bazıları bize iade edilecek.”

Öğrencisiz okullar var

Ruhban Okulu’nun girişinde, Bakanlığın tabelasının asılı olduğunu söyleyen Partik Bartholomeos “Yalnız Ruhban Okulu’nda değil, diğer bazı azınlık okullarında Ermeni, Rum okullarında eğitim olmamasına rağmen talebe yok,
hoca yok, fakat bir Türk müdür yardımcısı her gün gidip geliyor. Devletten maaş alıyor. Bunu en sonunda kaldırdılar. Onları faal okullara atadılar. Kadıköy’de bir ilkokulumuzda tek bir öğrenci var” dedi.

Bartholomeos, Amerikan CBS Televizyonu’na konuştu:
Çarmıha gerilmiş hissediyorum

RUM Fener Patriği Bartholomeos, Amerikan CBS Televizyonu’nda yarın yayınlanacak “60 Dakika” programında, “Türkiye’de azınlık olmak suç değil, ama biz kendimizi ikinci sınıf vatandaş gibi hissediyoruz” dedi. Bob Simon’a mülakat veren Patrik Bartholomeos, Türk Hükümeti’nin, 2000 yıllık geçmişi
olan patrikhanenin Türkiye’den gitmesinden memnun olacağını da belirterek şöyle konuştu: “Dünyanın en eski manastırı, Mısır’da Sina Çölü’ndedir. Burada Hz. Muhammed’in Müslümanlar’a hitaben yazdırdığı bir mektup bulunuyor. Peygamber, müminlere ‘Manastırdaki Hıristiyanları koruyun, dünyanın her yerinde onların inancına saygı gösterin’ buyuruyor. Bu ironik bir
durum. Başbakanı, bakanları defalarca ziyaret ettim. Ama hükümetten yardım görmedim. Burası bizim için Kudüs kadar kutsal topraklardır. Bazen çarmıha
gerilsek de burada kalmayı tercih ediyoruz” dedi. Bu sözler üzerine Simon, “Kendinizi çarmıha gerilmiş gibi mi hissediyorsunuz?” diye sorunca Patrik “Evet” yanıtını verdi.

Galatasaray 1 Gençlerbirliği 0

Yazan: admin 20 Aralık 2009 Pazar  
Kategori: Haber, Spor

Galatasaray evinde konuk ettiği Gençlerbirliği’ni mağlup etti.

Turkcell Super Lig 17. hafta karşılaşmasında Galatasaray evinde konuk ettiği Gençlerbirliği’ni 1-0 yendi. Sarı kırmızılılar bu galibiyetle Süper Lig’de maç fazlasıyla lider duruma gelirken devreyide 3 puanla kapatmış oldu.

Karşılaşmanın ilk yarısında üstünlüğü hissettiren Galatasaray, rakibinin üzerine gitmesine rağmen aradığı golü il yarıda bulamadı. Karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 tamamlanırken, Arda ve Kewell’ın ağlara gönderliği top geçersiz sayıldı.

İkinci yarıda ise maça denge hakimdi. Karşılıklı atakların geçtiği ikinci yarıda Gençlerbirliği Kahe ile bulduğu 2 tane yüzde yüzlük gol pozisyonundan yararlamazken kırmızı-siyahlıların bir topuda direkten döndü. Karşılaşmanın son dakikalarına yaklaşırken 77. dakikada Kewell sahneye çıktı. Kewell ağlara gönderdiği topla maçın sonucunu ilan etti 1-0.

GALATASARAY: 1 – GENÇLERBİRLİĞİ: 0
STAT: Ali Sami Yen
HAKEMLER: Kuddusi Müftüoğlu, İsmail Şencan, Serdar Akçer
GALATASARAY: Franco, Uğur (Linderoth dk. 79), Servet, Hakan, Caner, Mehmet Topal (Barış dk. 79), Mustafa Sarp, Elano, Keita, Arda (Ayhan dk. 90+3), Kewell
GENÇLERBİRLİĞİ: Serdar, Orhan, Mahmut, Aykut, Cem Can, Burhan (Patiyo dk. 82), Kerem, Harbuzi, Hurşut (Bilal dk. 46), Sandro (Djite dk. 82), Kahe
GOL: Kewell (dk. 77)
SARI KARTLAR: Caner, Keita (Galatasaray), Bilal, Kerem (Gençlerbirliği)

ILK YARIDAN POZİSYONLAR:
10. dakikada şık çalımlarla sağdan ceza sahasına giren Keita’nın pasında kale önünde bulunan Arda’dan önce topa müdahale eden savunma, önemli bir tehlikeyi önledi.
12. dakikada Arda’nın topuk pasıyla defansın arkasına sarkan Kewell, ceza sahasına girerken yaptığı vuruşla meşin yuvarlağı auta attı.
15. dakikada Keita’nın pasında Arda, şık bir hareketle topu defansın arkasına indirirken, kaleci ile karşı karşıya kalan Kewell’ın aşırtma vuruşunda meşin yuvarlak bu kez üstten az farkla auta gitti.
26. dakikada soldan Caner’in ortasında ceza sahasında ön direkte Arda’nın vuruşunda top ağlarla buluştu. Ancak pozisyonda el olduğu gerekçesiyle hakem Kuddusi Müftüoğlu golü geçerli saymadı.
41. dakikada Arda’nın pasında sağdan ceza sahasına giren Keita’nın sert vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Serdar’dan döndü.
42. dakikada Elano’nun ortasında ön direkte Kewell’ın şutunda top yandan az farkla auta çıktı ve Galatasaray önemli bir pozisyondan yararlanamadı.
Karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 berabere tamamlandı.

IKINCI YARIDAN POZİSYONLAR:
46. dakikada Harbuzi’nin ceza sahası dışından sağ ayağının dışıyla yaptığı vuruşta top yandan auta gitti.
53. dakikada Caner’in soldan yaptığı ortaya ceza sahası içinde Kewell vuramadı.
56. dakikada Harbuzi’nin yerden şutunda arka direkte topla buluşan Kahe’nin plase vuruşunda top az farkla yandan auta gitti.
57. dakikada Servet’ten topu kapan Kahe’nin sağ çaprazdan sert şutunda kaleci Franco topu kornere tokatladı.
57. dakikada Harbuzi’nin ceza sahası dışından yaptığı ortaya Kahe ceza sahası içi sağ çaprazında bomboş pozisyonda kafayı vurdu top yandan auta gitti.
60. dakikada Sandro’nun ceza sahası dışından sert şutunda kaleci Franco yatarak topu kornere çeldi.
61. dakikada sol köşeden kullanılan kornerde arka direkte yalnız kalan Orhan kafayı vurdu, top yan direkten döndü. Daha sonra Galatasaray savunması topu uzaklaştırdı.
64. dakikada Arda’nın soldan kale içine yaptığı ortaya altı pas çizgisi üstünde Mustafa Sarp dokunamadı. Kaleci Serdar topu yatarak kontrol etti.
77. dakikada Elano’nun ara pasında sağdan ceza sahasına giren Keita’nın içeriye çevirdiği topa arka direkte Kewell dokundu, meşin yuvarlak filelere gitti. 1-0
85. dakikada Djite’nin soldan ortasında ceza sahası içinde Kahe kafayı vurdu, top kaleci Franco’da kaldı

Maçın Golü Videosu

Çok kan kaybediyorum, 155 ararmısın?

Yazan: admin 09 Aralık 2009 Çarşamba  
Kategori: Haber

“Çok kan kaybediyorum 155′i arar mısın”
Yaralı askerleri hastaneye kaldıran otobüs şoförü, dehşet anlarını anlattı..

Yaralı askerleri hastaneye kaldıran otobüs şoförü, dehşet anını Zaman’a anlattı. Olay yerine gittiğinde askeri araçtan duman çıktığını belirten sürücü Aziz Ayna, yerde yaralı yatan bir askerin, “Abi çok kan kaybediyorum. Çabuk 155′i arar mısın?” dediğini söyledi.
 
ERZAK ALMAYA GİDİYORLARDI
Ayna, saldırı bölgesine yaklaştıkları sırada kiremit renkli Renault marka bir otomobilin olay yerinden uzaklaştığını belirtti. Reşadiye’ye 7 askerle erzak almaya giden askeri aracın dönüşte bayram izninden dönen 3 askeri aldığı öğrenildi.

ARACIN ÇEVRESİNDE KANDAN GÖLLER..
Saldırının yapıldığı yere ilk ulaşan, İstanbul’dan Reşadiye’ye cenaze götüren vatandaşlar oldu. Defin işlerinin ardından İstanbul’a dönmek için yola çıkan 30 kişi, Sazak köyü yakınlarında pusuya düşürülen askeri araca rastladı. Otobüs şoförü Ayna, pusuya düşürülen askeri aracın çevresinde kandan göller oluştuğunu anlattı.

“ÇOK KAN KAYBEDİYORUM, 155′İ ARAR MISIN?”
Çatışmanın hemen ardından olay yerine denk geldiklerini dile getiren Ayna, şunları aktardı: “Arabanın 4 tekeri de mermilerle patlatılmıştı. Araç çapraz ateşe tutulmuştu. Müthiş bir sis vardı; göz gözü görmüyordu. Yerde yaralı yatan asker, ‘155′i arar mısın? Çok kan kaybediyorum.’ dedi. Yaralı askerleri Devlet Hastanesi’ne götürdüm. Diğer askerleri ise olay yerine gelen ambulanslar ve askeri araçlar hastaneye götürdü.”

“300 METREDE GÖZ GÖZÜ GÖRMÜYORDU”
Reşadiye’de görev yapan 112 Ambulans Şoförü Aydın Yıldız, AA muhabirine, saldırının ardından bölgeye ilk giden ambulans şoförünün kendisi olduğunu söyledi.

Yıldız, olay günü yaşadıklarını şöyle anlattı:

”O gün nöbetçiydim. Bize acil vaka çıkışı verildi. Biz önce kavga var diye gittik, yolda çatışma olduğunu öğrendik. Orası çok kötü durumdaydı. İlk getirdiğim askerimiz ağır yaralıydı. Onu ameliyata aldılar. Olay yerine ikinci gidişimde şehit getirdim.”

Şehitlere Allah’tan rahmet, ailelerine baş sağlığı dileyen Yıldız, bölgenin o gün çok sisli olduğunu belirterek, ”Çatışmanın olduğu yerde 300 metrede göz gözü görmüyordu. 200-300 metre aşağıya indiğiniz zaman hava gayet iyiydi. Çatışma yeri çok kötü bir yerdi. Sis çoktu, 2 metre önünü dahi göremiyordun” dedi.

Saldırı sonrası yaralıları almaya giden ambulans şoförlerinden Karahan Atasoy ise 112′ye gelen ihbar üzerine bölgeye gittiklerini ifade etti.

İhbarın ardından ilk önce ”kavga” diye yola çıktıklarını, daha sonra ”çatışma” olduğunun söylendiğini belirten Atasoy, ilk etapta 2 yaralı askeri aldıklarını ve askerleri Reşadiye Devlet Hastanesine getirdiklerini söyledi.

Atasoy, Sazak Karakolundaki askerlerin olay günü Reşadiye’ye erzak almak için geldiklerini bildirdi.

Karahan Atasoy, yaralıları yetiştirmek için ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını, ancak 7 askerin tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını kaydetti.

 ”ARACIN HER TARAFI DELİK DEŞİKTİ”

Bölgenin dağlık olduğunu belirten Atasoy, ”Olay anında bölge sisliydi, biz bile gitmekte zorlanıyorduk, görüş mesafesi düşüktü, 2 metre önünü göremiyorduk” diye konuştu.

Atasoy, saldırıya uğrayan askeri araçla ilgili ise ”Olay yerine gittiğimizde araç lastikleri patlamış, çamları kırılmış haldeydi. Aracın her tarafı delik deşikti. Yani o anı yaşamak çok üzücüydü, çok duygulanıyorum. Allah kimsenin başına vermesin. Şehit kardeşlerimizin ailelerine baş sağlığı diliyorum, Allah’tan sabır diliyorum” ifadelerini kullandı.

Aracın saldırı sonrası devrilmemiş, ancak lastikleri patlamış şekilde durduğunu ifade eden Atasoy, ”Araç çok kötü, feci şekilde kurşunlanmıştı” dedi.

Saldırının gerçekleştiği yerin dağlık ve virajlı olduğunu bildiren Atasoy, ”Araç tam viraja girerken 3 taraflı çapraz ateşe almışlar, haince bir pusu olduğu apaçık ortaya çıkmıştı” diye konuştu.

İLÇE TÜRK BAYRAKLARIYLA DONATILDI

Bu arada, Tokat’ın Reşadiye ilçesinin ana caddesinin, Türk bayraklarıyla donatıldığı görüldü. Vatandaşlar, iş yerlerinin ve evlerin camlarına Türk bayrakları asarak terörü lanetliyor.

Öte yandan, bölgede güvenlik güçlerinin arama-tarama faaliyetleri sürüyor. Dağlık bölgelerde ve kırsal alanlarda faaliyetlerini yoğunlaştıran güvenlik güçlerinin, teröristleri bulmak için yoğun çaba gösterdiği kaydedildi.

Bölgenin ormanlık ve çalılık olması, ayrıca yoğun sis nedeniyle görüş mesafesinin düşmesi nedeniyle arama-tarama faaliyetlerinin zor koşullarda yapıldığı ifade edildi.

Recep İvedik 3′ten ilk kareler

Yazan: admin 05 Aralık 2009 Cumartesi  
Kategori: Haber

04.12.2009 13:07


Şahan Gökbakar imzalı ‘Recep İvedik’ serisinin üçüncü filminden ilk kareler yayımlandı. Recep yeni filmde üniversite öğrencisi olarak izleyicilerin karşısına çıkacak. 12 Şubat’ta vizyona girecek filmde Recep bu kez yalnızlıktan kurtulmak için üniversiteye giriyor. Ders sırasında profesörle girdiği diyalogla sınıf arkadaşlarını gülmekten kırıp geçiren ıvedik, bir anda üniversitenin en sevilen kişisi, bütün öğrencilerin de kahramanı oluyor.

Dünyanın en tehlikeli internet siteleri

Yazan: admin 05 Aralık 2009 Cumartesi  
Kategori: Haber

Güvenlik firması McAfee senelik hazırladığı bir raporda dünya çapındaki web sitelerinden gelen tehlikeleri derecelendiriyor. Yayımlanan “Mapping the Mal Web” raporu .com veya .cm gibi popüler alan adlarının ne kadar güvenli olduğunu açıklıyor.

En tehlikeli alan adlarının arasında birinci sırada Kamerun ülkesi (.cm) var. McAfee raporuna göre .cm ile biten her üç adresten biri (% 36,7) zararlı içerik barındırıyor. Olası bir yazım hatası Afrika’daki popüler alan adını (TLD: Top Level Domain) siber suçlular için cazip hale getiriyor. Zira .cm alan adını, en tehlikeli ikinci alan adı .com’dan sadece tek bir harf ayırıyor. Reklam web siteleri yüzde 32,2 ile listenin ikinci sırasında yer alıyor.

Romanya kökenli (.ro) web sitelerinden dosya çekmemenizde fayda var. Çünkü .ro uzantılı bir adresten indirilen her beş dosyadan biri (% 21) zararlı barındırıyor. Buna karşın McAfee Türkiye kökenli web sitelerini daha az tehlikeli olarak derecelendiriyor. Türkiye’deki en popüler alan adı .tr, yüzde 0,7 tehlike oranı ile listede 47. sırada yer alıyor. Devlete ait web siteleri (Governmental; .gov) ve eğitim web siteleri (Educational; .edu) ise en güvenli web siteleri arasında yer alıyor. Bu TLD’lere sahip siteler 104. (.gov) ve 102. (.edu) sırada yer alarak listenin sonunu temsil ediyor.

Sonraki sayfa »